Modern Dünyaya Saramago’nun Üçlemesiyle Karanlık Bir Bakış

 Haber-Fotoğraf: Hatice Çekil 

Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun Körlük, Görmek ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş adlı üçlemesi, insanlığın en karanlık yönlerini ve toplumsal düzenin kırılgan yapısını sorguluyor. Distopik bir kurgu üzerinden toplumsal körlük, özgürlük arayışı ve ölüm kavramını irdeleyen Saramago, okurları modern dünyada derin bir içsel yolculuğa davet ediyor. 

1998 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Portekizli yazar Jose Saramago’nun eserlerinde kullandığı tarz gayet dikkate değerdir. Düz yazılarında, noktalama işareti olarak nokta ve virgülden başkasını kullanmaması anlatım diline muziplik verir. Anlatımdaki muziplik okuyucuyu yazarla bağlayan etkenlerden biridir. Saramago’nun sevilen eserlerinden olan Körlük, Görmek ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş üçlemesinde ise insanlığın içsel çatışmalarını, toplumsal düzenin kırılganlığını ve iktidarın baskıcı yönlerini derinlemesine ele alıyor. Bu üçlemedeki her bir roman, topluma ve insana dair güçlü mesajlar barındırırken, okuyucuları da insan doğasının karanlık ve kırılgan yanları üzerine düşünmeye itiyor. 

Körlük: Toplumun Ahlaki Çöküşü 

Saramago’nun 1995 yılında yayımlanan Körlük adlı eserinde, şehirde birdenbire başlayan "beyaz körlük" salgınını anlatılıyor. Bu gizemli salgın, insanların gözlerinin önünü kaplayan beyaz bir perde gibi tanımlanır ve kısa sürede toplumun büyük bir bölümünü etkisi altına alır. Hükümet, salgını kontrol altına almak için kör olanları karantinaya alır; ancak bu izolasyon alanında insanlar arasında bencillik, açgözlülük ve şiddet giderek artar. 

Saramago, bu ortamda insanların insani değerlerden nasıl hızla uzaklaştığını çarpıcı bir dille gözler önüne serer. 

Roman, Saramago’nun “körlük” metaforunu hem fiziksel hem de ahlaki anlamda ele aldığı bir sorgulama sunar. Körlük yalnızca bir hastalık değildir; aynı zamanda insanların birbirlerine kayıtsız kalmaları ve empati yoksunluğu anlamına gelir. Romanın öne çıkan şu cümlesi, bu mesajı güçlü bir şekilde özetler: “Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.” (Saramago, 1995-330) 

Görmek: Sessiz Direniş ve Özgür Düşünce 

Körlük kitabının devamı niteliğinde 2004 tarihinde yazılan Görmek, aynı kenti bu kez bambaşka bir toplumsal olayla sınar. Seçim günü geldiğinde halkın büyük çoğunluğu boş oy kullanır ve bu beklenmedik sonuç, hükümette büyük bir endişe yaratır. Güçlü bir siyasi eleştiri olarak kabul edilen Görmek, bireylerin sessiz bir direnişle iktidara meydan okumasını işler. İktidarın halk üzerindeki kontrolünü kaybetme korkusuyla gösterdiği tepkiler, özgür düşüncenin tehlikeli olarak algılanabileceği bir düzenin karanlık yönlerini açığa çıkarır. Saramago iktidarın özgürlük korkusunu kitapta şu cümleyle öne çıkarır: “İktidarın değişmez kurallarından biri, düşünmeye başlamadan önce kafaları kesmenin en iyisi olduğudur, yoksa sonra çok geç olabilir.”(Saramago,2004-105) 

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş: Yaşam ve Ölümün Anlamı 

Üçlemenin son kitabı olan Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, 2005 yılında Görmek kitabından kısa bir süre sonra yayınlanıyor. Bu kitap Saramago’nun ölüm ve yaşam üzerine felsefi bir sorgulamasıdır. Kitap, bir gün ölümün bir ülkeyi terk etmesiyle başlar. Artık kimse ölmemekte; bu durum, başta bir kurtuluş gibi algılansa da kısa sürede toplumda büyük bir karmaşaya neden olur. Ölmeyen yaşlılar ve yaralanmış insanlar, hastanelerin dolmasına ve ailelerin yükünün artmasına sebep olurken, hükümet de bu duruma çözüm bulmakta zorlanır.  

“ölüm ortada kalktığında, diriliş de olmayacaktır ” (Saramago,2005-19) sözleriyle Saramago, insanın yaşamın anlamını ölüm üzerinden tanımladığını ve ölümün hayatın bir parçası olarak görülmesi gerektiğini anlatır. Ölümün yokluğu, yaşamın anlamını sorgulatan bir paradoks yaratır ve insanın sonsuzluk karşısındaki çaresizliğini gözler önüne serer. 

Modern Dünyaya Derin Bir Eleştiri 

Saramago’nun Körlük, Görmek ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş üçlemesi, sadece birer edebi eser değil; aynı zamanda modern toplumun içsel çatışmalarını, ahlaki körlüklerini ve bireyin özgürlük arayışını işleyen derin bir toplumsal eleştiridir. Bu üçleme, okuyucuyu distopik bir kurgu içinde toplumsal düzeni, insan doğasını ve özgürlüğü yeniden düşünmeye çağırır. 

Saramago, bu üç eseriyle insanlığın yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de büyük bir sorgulamaya ihtiyacı olduğunu hatırlatarak, okurlara bir bakış açısı sunar: Bazen körlük görmekten, ölüm ise yaşamaktan daha çok şey anlatır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TORUNUNUN AĞZINDAN BİR KAHRAMANIN HİKÂYESİ

SATRANÇ

AZİM DOLU BİR HİKÂYE