SATRANÇ

Türk Satranç camiasının isimlerinden Emekli Jandarma Albay Mustafa Ulusoy ile bir röportaj gerçekleştirdik. Röportajda Mustafa Bey ile satrancın hayatındaki yerini ve başarılarını konuştuk. Farklı şehirleri görmesiyle başlayan satranç hayatı Türkiye'yi temsilen farklı ülkelerde bulunmasıyla devam etti. Satranç oynamasının yanı sıra uluslararası düzeyde antrenörlük ve hakemlik görevlerini de üstlendi.


(Mustafa Ulusoy)
Merhaba Mustafa Bey, bize kendinizi tanıtır mısınız?
Merhaba, ben 1971 Balıkesir doğumluyum. Memur bir baba ile ev hanımı bir annenin dört çocuğundan en büyüğüyüm. İlkokulu İstanbul, ortaokulu Kayseri, liseyi Eskişehir'de bitirdikten sonra Ankara Kara Harp Okulu'ndan (Milli Savunma Üniversitesi'nden) 1992 yılında Jandarma Subayı olarak mezun oldum. 2004 yılında Yeditepe Üniversitesi'nde Eğitim İşletmesi Yüksek Lisansımı tamamladım. 25 yıl Emniyet ve Asayiş Hizmetleri'nde 10 farklı ilde hizmet ettim. Güzel ülkemizin bütün şehirlerini görme şansım oldu. 2017 yılında emekli oldum. İyi seviyede İngilizce, biraz da Almanca biliyorum. Evliyim ve üç çocuğum var. Halen Milli Savunma Üniversitesi İzmir Maltepe yerleşkesinde yarı zamanlı öğretim elemanıyım.

 
                                                                 (Mustafa Ulusoy ve Ailesi)
İlgi alanlarınız nelerdir?
Müzik dinlemeyi çok severim. İlkokul yıllarından itibaren halk müziği ile ilgilendim, bağlama çalarım. Farklı zamanlarda sahne almışlığım var. İlkokul yıllarında satranç oynamaya başladım.
Satranç hayatınızın neresinde?
Çocukluğumdan bugüne kadar satranç hayatımda hep yer aldı. Ortaokulda Kayseri, lisede Eskişehir ilini Türkiye Şampiyonası'nda temsil etme hakkı kazanarak aktif sporcu hayatıma 1984 yılında başladım. Üniversite yıllarımda da Harp Okulu'nu temsilen yarışmalara katıldım. Meslek hayatıma başladıktan sonra 2000 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri Ordu Milli Takımı seçmelerine katıldım ve bu andan itibaren 2014 yılına kadar hem sporcu hem de ordu milli takımı antrenörü olarak uzun yıllar ülkemizi yurtiçi ve yurtdışı turnuva ve organizasyonlarda temsil etme onuruna eriştim.



Geçmişte Türkiye'ye satranç konusunda nasıl katkılar sağladınız?
Satranç ile uğraşıyorsanız önce hobi ile başlar sonra sporcu olursunuz, devamında hakemlik ve antrenörlük yaparsınız. Ordu milli takımı antrenörü olduğum dönemde ordu milli takımımız, NATO Satranç Şampiyonaları'nda çok önemli başarılara imza attı. Yirmi civarı takımın toplamda 200 kadar sprocuyla katıldığı, her yıl yapılan bu turnuvalarda, Türkiye Ordu Milli Takımı: iki kez birincilik, birçok kez de ilk beş arasında yer aldı. NATO Satranç Federasyonu tarafından ömür boyu organizasyona katılma ve üyelik hakkı tarafıma verildi. Bu benim için çok önemli bir gurur kaynağı, bu kapsamda söz ve oy hakkınız oluyor.
Hakem olarak ulusal ve uluslararası birçok organizasyonda 2008 yılından itibaren görev aldım, halen "FIDE" kokartlı uluslararasın satranç hakemiyim. Antrenör olarak FIDE Uluslararası 3. Kademe Antrenörüm. Federasyon eğitim kurulu üyesi olarak antrenör eğitimlerinde hocalık ve eğitmenlik yaptım. Ankara'da görev yaptığım dönemde hem askeri okulda hem de bazı kolejlerde öğrencilere 4 yıl süre ile satranç öğrettim ve gelişmelerine katkı sağladım. İzmir'de de kolejlerde 5 yıl gençlerimize satranç eğitimi verdim. Türkiye Satranç Federasyonu'na bağlı olarak Ankara'da üç yıl il temsilcisi yardımcılığı yaptım. Bu süreçte Türkiye Kadınlar Şampiyonu IM Nilüfer Çınar Çorlulu (halen TSF Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Yardımcısı) ile birçok organizasyonu planladık ve icra ettik. 2012-2014 yıllarında Trabzon, 2016-2020 yılları arasında İzmir Satranç il Temsilciliği yaparak sporcu, hakem ve antrenörlerimize eğitim konularında da katkı sağladım. Ulusal ve uluslararası birçok organizasyon yaptık. Satramç hakemi ve antrenörü yetiştirdik.
Satrancın hayatınızda size getirileri oldu mu?
Satranç sayesinde planlı düşünmeyi, zamanı kullanmayı, gerek satranç gerekse hayatta aldığımız her kararın alınmadan önce doğru ve yanlış yönlerini hesaplamayı öğrendim. Birçok doğru yapsanız da bir yanlış hamle kaybetmenize sebep oluyor. Bir oyunun başladığı andan itibaren iki tarafında en doğru hamleleri yapması gerekiyor kazanmak için. Satrancın hayatıma katkısı o kadar fazla oldu ki ortaokul yıllarımda ilk defa Ankara'yı gördüm ve kendi yaş grubum ile etkileşime girip dünyaya yeni bir pencereden bakmaya başladım. Onlarla büyüyüp geliştik ve yaşlandık. Birçok il gördüm, farklı insanları ve kültürleri tanıdım. Yurtdışı tecrübelerim de oldu. Polonya, Fransa, Almanya, Danimarka, Litvanya, Portekiz, Hollanda bu ülkelerden bazıları. Bu sayede ülkemiz dışında da farklı milletleri ve kültürleri tanıma fırsatım oldu.




Satrançla ilgili insanlara ne söylemek istersiniz?
Her anne ve baba çocuğunun bedensel, zihinsel ve duygusal olarak gelişmesini ister. Bu nedenle sportif ve sosyal bir etkinliğe gönderir. Bu sayede çocuklar çevrelerini tanır, iletişim kurar, sosyal yönünü geliştirir. Satranç sporunun bu alanda farklı ve özel bir önemi vardır. Satranç ile yaşam arasında bir benzerlik vardır; satranç hayattaki mücadelenin tahta üzerinde anlatımıdır. ABD Eski Başkanı Benjamin Franklin "Satranç bir tür yaşam, yaşam bir tür satrançtır." demiştir. Çocuklarımıza anlatmamız gereken bir olgu da başarıdır. Başarı herkesin ulaşmak istediği bir hedeftir. Herkes hemen ve kolay olsun ister; ama ardında azim, fedakarlık, sabır, planlı çalışma vb. bir süreç, yani bir bedel vardır. Türkiye 1 milyon lisanslı satranç sporcusu ile hakemi, antrenörü, velisi ile büyük bir satranç ailesine sahip bir ülkedir. Bu ailenin içine girdiğinizde satrancın büyülü dünyası ile de tanışmış olursunuz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TORUNUNUN AĞZINDAN BİR KAHRAMANIN HİKÂYESİ

AZİM DOLU BİR HİKÂYE